Tarihçemiz

Bu yazıdaki bilgilerin oluşturulmasında

Emeği geçen Araştırmacı ; Sadık Bozok’a,

Yakın tarihimizin canlı kaynağı ; Bayram Türkoğlu’na,

Akkuş Milli Eğitim Müdürlüğü’ne Teşekkür ederiz.

Ayrıca veri elde edilirken Ahmet Çelik’in yazdığı “Akkuş” kitabından,

Yerel ve mülki idare web siteleri ile akkusilcesi.com’dan faydalanılmıştır.

 

İLÇEMİZ AKKUŞ

Ordu iline bağlı olan Akkuş ilçemiz, Canik Dağları üzerinde yer almaktadır. İç kesimlerden Tokat ili Niksar ve Erbaa; batı yönünden ise Samsun’un Ayvacık ve Salıpazarı ilçelerine sınır durumdadır.

Akkuş (1954 yılına kadar Karakuş) Danışmentliler döneminde Müslüman Türk toprağı olmuştur. Danışmentlilerin (1072- 1178) yıkılması ile Selçuklu topraklarına dahil olan Karakuş, Tacettinoğulları Beyliğinin (1308 – 1428) hakimiyetinde kalmıştır. Tâceddinoğulları Beyliği, Samsun ve Ordu yörelerinde hüküm sürmüş. Anadolu beyliklerinden biri olarak Niksar ve Çarşamba merkezli olarak yönetilmiştir.

1428’den sonra Osmanlı hâkimiyetine giren Karakuş ile ilgili ilk yazılı belgeler de bu döneme aittir. Karakuş 1455 yılına ait kayıtlarda 32 köyü bulunan bir nahiyedir. Nahiye, Osmanlı yönetim sisteminde kasaba ve köylerden meydana gelen, ilçeden küçük idari bölümdür.

1600’lü yılların sonuna doğru Sivas vilayetine bağlı kaza iken 1864’te Ünye’nin Sancak (il) olmasıyla Karakuş Ünye Sancağına bağlanmıştır. Ünye Sancak statüsünden Kaza statüsüne düşürülünce (1868) Karakuş nahiye statüsüne düşürülerek Ünye kazasına bağlı kalmıştır. Mart 1954 tarihinde çıkarılan kanun ile Akkuş ilçesi olarak bu günkü adını almıştır.  

Tarihsel süreç içinde Sivas ve Tokat bölgesindeki hakim medeniyetler döneminde iç Anadolu, zaman içinde sahildeki beylikler döneminin etkisiyle de Ünye ve Terme’nin sınırları içinde yer aldığı görülmektedir.

Akkuş, Erbaa-Ünye arasında yüksek rakımlı (1300 m) geçiş bölgesi özelliğindedir. Ünye ilçemiz üzerinden sahilin ılıman etkisi de Niksar ve Erbaa ovalarının iklimi de yüksek kesimlere ulaşamaz. Bu nedenle kışlar sert ve uzun, yazlar ise kısa ve serin geçmektedir. Toprak yapısı kıraç, taşlı ve zayıf özelliktedir.

Amaşya / Taşova / Uluköy (Sonusa) ilçesindeki türbesinde medfun Ergonaş Baba, Horasan Erenlerindendir.  Yaşadığı sürece yöre halkını irşat etmiş bölgenin Müslüman olmasında hizmetleri olmuştur. Türbe kitabesinde çocuklarından Seyyid Mehmet’in Akkuş ilçesi Alan köyünde defnedildiği yazılıdır.

SEFERLİ KARYESİ / KÖYÜ / BELDESİ / MAHALLESİ

Sivas Sancağı Karakuş Kazası 1842-44 yıllarına ait  kayıtlar, Devlet  Arşivinde NFS.d.02351 numaralı kayıtta bulunmaktadır. Bu kayıtlarda Seferli köyü, Karakuş Kazası  Seferlü  Karyesi olarak  geçmekte  olup, 59-60. Sayfalarda 21 hanede toplam 53 erkek nüfus  bulunmaktadır.

Seferli Karyesinde o tarihlerde oturanların Filizoğlu, Hızıroğlu, Civelekoğlu, İsmailoğlu, Köseoğlu, Kösemehmedoğlu, Çakıroğlu, Ömeroğlu Delimehmedoğlu, Karamustafaoğlu, Tekyenişinoğlu,   Yaşlakoğlu, Delioğlu, Köroğlu ve Karabelakioğlu ailelerinin olduğu görülmektedir.
            Bölgeye hâkim Hıdırellez Tepesi eteklerinde yer alan Geçit Küme Evleri, Seferli’nin merkezi ve pazaryeridir. Erbaa’nın Yurdalan Köyü ile Alan Mahallesi arasında zorunlu geçit durumunda olduğundan Geçit Boğazı olarak da bilinir. Geçit merkezinde 1964’ten beri Salı günleri pazar kurulmaktadır. Aynı yıllarda açılan sağlık ocağı, ulaşım imkânlarının daha iyi olduğu gerekçesi ile 1972’de Salman Sağlık Ocağı yerleşkesinin yapılmasıyla komşu köye geçmiştir.

1994 yılında Seferli Köyünün Belde olmasıyla birlikte Sağlık Ocağı tekrar açılsa da nüfusun beş binin altına düşmesiyle tekrar kapanmıştır. Bu sağlıksız süreç, sağlık ocağı binasının varlığına rağmen sürmektedir.  

Komşumuz Alan Boğazında kutlanan Hıdırellez şenlikleri 1965’ten itibaren Seferli Merkezinde (Geçit) Pazar yerinde kutlanmaya başlanmıştır. Yurdumuzun farklı bölgelerinde Hıdırellez günü 6 Mayıs tarihinde kutlanırken Seferli Köyünde 4-5-6 Mayıs tarihlerinde şenlik, sergi ve panayır havasında kutlanmaktadır.  Isırgan ve samanla kaynatılarak haşlanmış renkli yumurta ve tahin helvasının olmazsa olmaz menüsü olan geçmiş Hıdırellez kutlamalarında, ata sporumuz güreş ve at yarışları için Erbaa, Niksar, Ünye ve Terme’nin köylerinden de katılım sağlanmıştır.

Bölgemizdeki etüt ve fizibilite çalışması ile günün şartlarında en önemli çalışmalarından bir tanesi Dereyolu Projesidir. Bu proje ile bölgemizin Ortabölme - Alan Boğazından gelerek İskete ve Salman güneyinden geçip Ayvacık üzerinden Çarşamba’ya ulaşımı hedeflenmiştir. Bölgemiz için can simidi olabilecek bu proje 1978 yılında İskete güneyinde yarım kalmış, halen yol sorunu tam anlamıyla giderilememiştir. Salman Mahallesi ile (Salıpazarı üzerinden) Çarşamba arasındaki beton yol çalışması 2019 yılında tamamlanmıştır.

Yüksek rakımlı (1100 m) Seferli Köyünde küçük ve büyükbaş hayvancılık yapılırken verimli ölçüde tarım faaliyeti yapılamamıştır. Seferli, iç Karadeniz iklimi ile karasal iklimin geçiş noktasında yer almaktadır. Sulanabilen tarım alanı yok denecek kadar azdır. İklim şartları tarımsal faaliyetleri büyük ölçüde sınırlandırmaktadır. Bu da üretim ve verimi kısıtlamaktadır.

Samsun ili Ayvacık ilçesinde ve Yeşilırmak üzerinde Hasan Uğurlu Barajı ve Hidroelektrik Santralinin (1971-1981) inşa edilmiş olmasının Seferli’nin sert iklimi üzerinde olumlu ve ılımanlaştırıcı etkisi olmuştur. Uzun ve etkili kış aylarında Akkuş’a bağlanan karayolunun karla kapalı olduğu yıllarda bu baraj, Samsun’un Çarşamba ilçesine ulaşım imkânı sağlamıştır.

Seferli’de verimli ve yeterli tarım faaliyeti olmadığından dedelerimizin yaz aylarında Erbaa ovasına tarım ve hasat için mevsimlik iş amacıyla gittikleri anlatılmaktadır. Geçmişten beri tuz, gaz gibi temel ihtiyaçların giderildiği ve eldeki ürünlerin pazarlandığı merkez ilçe Erbaa’dır.

Son çeyrek asırda kırsal alandan şehirlere göç hareketi ile Erbaa, Ünye, Samsun, Zonguldak ve İstanbul’a (az sayıda Almanya’ya) göç vermiştir. Önceleri maden işçiliği, orman işçiliği, apartman görevliliği ve inşaat sektöründe çalışan nüfusun bugün önemli ölçüde ticarete yöneldiği söylenebilir.

Seferli Köyü 1994 yerel seçimlerinde Seferli Belediyesinin kurulması ile belde olmuştur. Cemil Kocaoğlu (1994 – 2004), Kaya Filiz (2004 – 2009), Muammer Sütçü (2009 – 2014) yılları arasında belediye başkanlıkları yapmıştır. Ordu Büyükşehir Belediyesinin kurulmasıyla (2014) beldeler kaldırılarak mahalleye dönüştürülmüştür.

Seferli Beldesinde yeni bin yıla girişle birlikte nüfus kademeli olarak azalmaya başlamış, göç hızlanmıştır. 2000 yılında nüfus 4088, 2009 yılında 2743, 2010 yılında 2029, 2011 yılında 1843 ve 2019 yılında 741 nüfus olduğu görülmektedir. 

Seferli Mahallesi, Akkuş ilçesinin 31 km uzağında ve batı yönünde yer almaktadır. Doğusunda Alan Mahallesi, kuzeyinde Salman Deresi, güneyinde Tifi Çayı ve batısında Erbaa’nın Yurdalan Köyü yer alır. Kuzey doğuda bulunan Menekşe Başı ile batı yönündeki İncegeriş arasında 22 km’lik bir geniş alanda, dağınık yerleşime sahiptir. 450 kilometrekarelik dağınık ve geniş bir alanda yerleşik olmasıyla yol, elektrik, su, sağlık, güvenlik ihtiyaçları halen giderilememiştir. Güney ve batı yönlerden Erbaa’nın köyleriyle sınır olması bürokratik engellere zemin hazırlamış, iller arasında sağlıklı bir ulaşım sağlanamamıştır.  

Geçit Küme Evleri dışında diğer yerleşim alanları daha dağınık ve tenha durumdadır. Aliimamlar, Boğmalık, Göğmele, Göktepe, Tepe Küme Evleri merkezin dışında yer aldığından ayrıca camileri bulunmaktadır.

Diğer yerleşim mevkileri (alfabetik sırayla) Arapkışla, Çaltı, Çoraktepe, Değirmenyanı, Dumançökek, Düzçam, Evyanı, Hanyanı, Hıdırlar, İncegeriş, İskete, Karaağaçboğazı, Kıran, Menekşe, Susamlı, Şabanlıevi, Tahtacı, Taştekne, Tecirler, Topuzlar, Türkmenbeleği, Uğurluharman, Yımanlar’dır.

Göğmele ve Yımanlar Mezarlıkları en eski mezarlıklar olup yaklaşık 400 yıllık olduğu tahmin edilmektedir. Asırlık Yımanlar Mezarlığında bazı kabirlerin şekli kaybolmaya yüz tutmuş, taşları yosun tutmuş ve mezarlığın bir kısmı ormanlık alana dönüşmüş durumdadır. Farklı soyadı çeşitliliğinin en çok bir arada olduğu mezarlık burasıdır.

Tarım işlerinin azalması ve hazır tüketimin yaygınlaşması ile birlikte önemini kaybetse de su değirmenleri, elektrikli değirmenlere karşı varlık savaşını sürdürmektedir. En eskisi Yımanlar’daki olmak üzere, İncegeriş ve İskete’de su değirmeni bulunmaktadır.

Nüfusun azalmasına bağlı olarak öğrenci azlığından dolayı 27.08.2007 tarihinde Seferli Boğmalık İÖO, Seferli Göktepe İÖO, Seferli Mehmet Akif Ersoy İÖO (Aliimamlar’da) ve Seferli Tepe İÖ Okulları kapanmıştır.

2004 yılında inşa edilerek 2005 – 2006 eğitim öğretim yılında açılmış olan Seferli Merkez İlk ve Ortaokulu da genç nüfusun azlığına daha fazla karşı koyamadığından 2018 – 2019 eğitim öğretim yılında kapanmıştır. Halen az sayıdaki öğrenci taşımalı eğitimle Salman Mahallesinde veya yatılı olarak Akkuş’ta öğrenim görmektedirler.  

 

BÖLGEMİZDEKİ FIRSATLAR

  • Seferli’deki nüfusa ilaveten komşu mahalleler ve Erbaa’ya bağlı yakın köylerdeki nüfusun ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak Seferli Sağlık Ocağı aktif hale getirilebilir.
  • Bölgeye hâkim Hıdırellez Tepesindeki rüzgâr enerjisi rezervi değerlendirilebilir.
  • Bölgedeki flora ve meralar organik bal, yumurta, tavuk eti ve süt üretimi yönünden değerlendirilebilir.
  • Kuşburnu marmelatı; elma, armut pekmezi yapımı; siyah üzüm yaprağı; patates, kuru fasulye yetiştirme; melisa, ısırgan, sarı kantaron, biberiye, adaçayı, ıhlamur, alıç / yemişken, kuşburnu, böğürtlen, papatya gibi şifalı bitkiler değerlendirilebilir. 
  • Çaltı Mevkii ırmak kenarında seracılık ve fide üretimi yapılabilir.
  • Kevgir Kalesi restore edilerek bölgeye kültürel ve tarihi zenginlik katabilir.
  • Nesli tükenme tehlikesi altında bulunan kırmızı benekli alabalıklar köyümüzün derelerinde bulunmaktadır. İçme suyu kalitesindeki derelerde yetiştiği bilinen kırmızı benekli alabalıklar korunmalı ve çoğalması için gerekli çalışmalar yapılabilir.
  • Bölgemizin tek zenginlik kaynağı ormandır. Marangozluk, mobilyacılık, parkecilik, oyma ve ahşap işçilikleriyle istihdam alanı oluşturulabilir.
  • Bölgede yaşayan insanlarımızın eliyle ormansız araziler ağaçlandırılabilir, mevcut ormanların korunmasına yönelik çalışmalar yapılabilir.
  • Köyümüzde her geçen gün sayılarının arttığını gördüğümüz yaban keçileriyle ilgili “Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü” çalışma yapabilir. Domuz, kurt, tilki, porsuk popülasyonu artmaktadır.
  • Akkuş Zambağı ve diğer endemik bitkiler bölge için fırsat ve festival imkânı sağlayabilir.
  • Horasan Erenlerinden Ergonaş Baba’nın oğullarından Seyyit Mehmet’in bölgemizdeki mezarının yapılması bölgemize kültürel değer katabilir.
  • Gelenekten modern hayata geçiş sürecinde dünyada olduğu gibi bölgemizde de geçim kaynakları, zirai faaliyetler, el sanatları, alet ve eşyalarda gözle görülebilir hızlı değişim ve gelişimler gözlenmektedir. Adı geçen alanlarda birçok nesnenin kullanım alanı kalmadığı gibi şekli, işlevi, hatta adı bile bir sonraki nesle ulaşamadan unutulup gitme gerçeği ile karşı karşıyayız. Seferli İlkokulu tefriş edilerek burası köy müzesine çevrilebilir, kültürel ve tarihi değeri olan nesneler insanlarımızdan temin edilerek burada koruma altına alınabilir.  

 

            BÖLGEMİZDEKİ TEHDİTLER

  • Mahallemizin Ordu merkezine uzak olması, Tokat il sınırında bulunması, temel hizmet ihtiyacının sürmesi “Gözden uzak olan, gönülden ırak olur”  deyişini haklı çıkarmaktadır. 
  • Seferli merkezdeki sadece üç esnafın yıllık sattığı gübre miktarının 200 ton civarında olması, toprak analizi yapılmadan ve bilinçsizce gübre kullanılması, toprağa karışan bu kadar kimyasal nedeniyle toprağımız, su kaynakları ve derelerdeki kirlilik endişe oluşturmaktadır.
  • Çöp konteynerinin olmadığı yerleşim alanlarının yanındaki yol kenarlarına, orman ve derelere atılan metal, elektronik, pil, plastik, teneke ve diğer ambalaj atıklarının çevre kirliliği oluşturduğu, bu durumun her geçen gün arttığı görülmektedir.
  • Elma, armut, kiraz başta olmak üzere bahar mevsiminde yeni fidan dikiminin azalması, aşılama yapabilecek kişilerin azalması, gelecek günler için tehdit oluşturacağı kanaatini uyandırmaktadır.
  • Toprak yol ağının yer yer bozuk olması ambulans, itfaiye ve güvenlik gibi acil konularda yaşanacak gecikmelerin hayati öneme sahip olması endişe oluşturmaktadır.   
  • Doğal güzelliklerimizin sürdürülebilirliği ve gelecek kuşaklara aktarılabilmesi konusunda yeterli farkındalık olmadığı kanaati her geçen gün güçlenmektedir.
  • Coğrafi yapısı ve iklimiyle zor bir bölge olduğundan hizmetler maliyetli olmaktadır.
  • Bölge insanımızın ağırbaşlı olması, siyaset ve bürokrasiye mesafeli olması, ihtiyaç ve isteklerini temin etme konusunda ısrarlı olmayışı nedeniyle insanlarımızın hizmet ile buluşması bir başka bahara ertelenmektedir.  

         İstanbul, 20.07.2020 - Cemil Duran -  Öğretmen / Eğitim Yöneticisi

 

 

 

ÜYE GİRİŞİ